Domuz Gribi (A / H1N1) Nedir ?

Domuz Gribi (A / H1N1) Nedir ?

Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Bu virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.

Domuz Gribinin (A/H1N1) Belirtileri Nelerdir?

İnsanlarda görülen mevsimsel grip belirtileri ile benzerlik göstermektedir. Bunlar:

 

Domuz Gribi (A/H1N1) Virüsü Bulaşıcı Mıdır?

Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir

Domuz Gribi (A/H1N1) Nasıl Bulaşmaktadır?

Domuz gribinin de mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir

Kişilerin Domuz Gribi Olduğu Nasıl Teşhis Edilmektedir?

Burundan veya boğazdan alınan sürüntü örneklerinin laboratuvar ortamında test edilmesi sonucunda teşhis konulmaktadır.

Domuz Gribinden En Çok Etkilenecek Risk Grubunu Kimler Oluşturmaktadır?

Bebekler (iki yaş altı), hamileler, 65 yaş üstü yaşlılar, kronik rahatsızlığı bulunan hastalar, karaciğer ve böbrek yetmezliği olanlar ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, en çok etkilenecek risk grubunu oluşturmaktadır.

Domuz Gribinden Korunmak İçin Mevsimsel Grip Aşısı Olmak Yeterli Midir?

Hayır.

Domuz Gribi Aşısını Kimler Yaptırmalıdır?

Enfeksiyonu ağır geçirme ihtimali bulunan risk grupları, sağlık personeli ile domuz gribinden dolayı ölümlerin yoğun olduğu ülkelere gidecek olan kişilerin, bu aşıyı yaptırması gerekmektedir.

Domuz Gribini (A/H1N1) Tedavi Eden İlaçlar Var Mıdır?

Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır

Oseltamivir veya Zanamivir kullanımı Domuz Gribi A/(H1N1)’nin önlenmesinde CDC (ABD Centers for Disease Control and Prevention) tarafından tavsiye edilmektedir. İlaç kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara, semptomların görülmesinden itibaren ilk 2 gün içinde başlanması gerekir

Hastalığa Yakalanan Kişiler Ne Kadar Süreyle Bulaştırıcıdır?

Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Bu durum; erişkinlerde yaklaşık olarak 7, çocuklarda ise 12 gün olarak ifade edilebilir.

Çocuklarda Acil Tıbbi Yardım Gerektiren Durumlar Şunlardır:

 Erişkinlerde Acil Tıbbi Yardım Gerektiren Durumlar Şunlardır:

 

Daha Çok Hangi Yüzeyler Bulaşma Kaynağıdır?

Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır. 

Sulardan Domuz Gribi (A/H1N1) Virüsü Bulaşabilir Mi?

İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma bulgularına rastlanılmamıştır.

Ev ve Eşyaların Temizliğinde Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir. Günlük kullandığımız temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddeler de etkilidir.

Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur. Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır. Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır. Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.

Domuz Gribinden (A/H1N1) Nasıl Korunabiliriz?

Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:

Hastalıktan Korunmak İçin Ellerimizi Nasıl Yıkamalıyız?

Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabilirsiniz.

Kaynak : http://www.who.int/csr/disease/swineflu/en/index.html
               http://www.grip.saglik.gov.tr/halka-yonelik-bilgiler-il9.html

Etiketler: ,

Depresyon nedir?

Depresyonun birçok türü var. Psikotik depresyonlar en ağırıdır. Hezeyan ve halüsinasyonların görüldüğü bir türdür bu. Hasta olmayan şeyleri algılar, kulağına ses gelir, hayal görür, suçluluk duyar…

Kişinin depresyonda olduğu nasıl anlaşılır?

Majör depresyon (yani büyük depresyon), depresif bozukluğun oldukça belirgin, çekene ileri derecede ıstırap veren türüdür. Depresif duygu durumu (yani üzüntü, karamsarlık, zevk almama), her şeye ilgisizlik, uyku ve iştah bozuklukları, psiko-motor ajitasyon (huzursuzluktan dolayı yerinde duramama) ya da psiko-motor yavaşlama (isteksizlikten dolayı külçe gibi yığılıp kalmışlık hali), huzursuzluk, sıkıntı, gerginlik, sinirlilik, ağlama, beden ağrıları, suçluluk duyguları veya çevresini suçlu görme eğilimi, dikkat ve hafıza sorunları, cinsel isteksizlik, yorgunluk her gün ve neredeyse gün boyunca kişiye egemendir.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , ,

Hiperkolesterolemi nedir?

Kanda kolesterol düzeyinin 250 mg/100 ml’nin üzerine çıkmasına Hiperkolesterolemi denir.

Hiperkolesterolemi, Kandaki lipitlerin özellikle kolesterolün yükselmesine çeşitli iç ve dış faktörler sebep olur. Hastaların bir kısmında yağ metabolizmasında bir bozukluk vardır. Bunların birçoğu genetik nedenlere bağlıdır.
Ailevî hiperkolesterolemi bu gruptandır. Ayrıca şeker hastalığında ve tiroit bezi bozukluğunda, nefrotik sendromla lipit metabolizması bozulur.

Dış faktörlerin en önemlisi diyetle alınan yağ miktarının fazlalığıdır. Diyetle alınan kolesterol ve doymuş yağların fazlalığı kandaki kolesterol ve lipit seviyelerinin yüksekliğine sebep olur. Di yetle alınan yağın miktarı gibi yağın kalitesi de çok önemlidir.

Doymuş yağ asitlerini içeren yağlar (hayvansal yağlar), tereyağı, yemeklik yağlar, margarinler zararlıdır. Zeytinyağın da bulunan oleik asit de kısmen doymuş yağdır. Doymamış yağ asitlerini içeren yağlar ise kandaki kolesterol ve lipit seviyesini diğerleri gibi artırmazlar. Kandaki kolesterol miktarı normalde 200-250 mg/ml olmalıdır. Koroner kalp hastalığı olanların %80′inde kolesterol yüksek bulunurken %20’sinde ise normal bulunmuştur. Kolesterol yüksek olanların bir kısmında ise hasta lık meydana gelmemektedir. Bu takım hastalığın ortaya çıkışın­da kolesterolün damar duvarına yapışmasını sağlayan ve he nüz iyi aydınlatılmamış diğer bazı faktörlerin de rol oynadığı nı gösterir.

Kandaki yağların çeşitli formları tespit edilmiştir. Bunların bazılarının hastalığı koruyuculuğu yanında diğerlerinin de hız landırıcı etkileri olduğu bildirilmiştir. Mesela HDL kolesterolün önemli bir koruyucu olduğu LDL veya VLDL kolesterolün ise hazır layıcı bir faktör olduğu çeşitli araştırmalarda ispatlanmıştır.

Etiketler: , , ,

Gebelikte uykusuzluk problemi

Uyku, tüm canlıların ihtiyacı olan ve beyin başta olma üzere tüm vücut organlarının işlevlerini belli bir süre yavaşlatarak “kendilerini toparladıkları” bir dönemdir. Tüm organların düzenli ve birbirleriyle bağlantılı olarak çalışmasından sorumlu olan beyinde, gün boyunca süren yoğun çalışma neticesinde tükenen nörotransmitterler uyku esnasında yeniden oluşturulurlar. Nörotransmitter adı verilen maddeler sinir ağının birbirleriyle bağlantı noktalarında bulunan ve iki sinir hücresi arası geçişi sağlayan kimyasal maddelerdir ve sürekli yenilenmek durumundadırlar. Bu yenilenmenin önemli bir kısmı uyku esnasında olur.

Yeterince uyku uyumayan bir insanda yorgunluk hissi, gerginlik, sinirlilik ve başağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Dahası, sağlıklı karar verme, dikkati toplama gibi beyin faaliyetleri de olumsuz etkilenebileceğinden günlük yaşam bir süre sonra başaçıkılamaz hale gelebilir.

Devamını oku »

Etiketler: , , ,

Reflü nedir?

Halk arasında Mide Reflüsü olarak bilinen Gastro Özofageal Reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Reflü, asitli mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20’sinde reflü görülmektedir.

Sağlıklı bir mide Fıtıklaşmış bir mide
Mide içeriği, midenin salgıladığı hidrojen iyonu nedeniyle belirgin derecede asittir. Eğer onikiparmak barsağından mideye doğru safra geri akımı varsa, mideden yukarı çıkan içerik hem asit hem de safra içerir. Alkali özellikli olan safra da mide asidi gibi yemek borusunun tahrişine neden olur. Reflü hastalığı, asitli ve/veya safralı mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini asitten ve/veya safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , ,

Rahim ağzı kanseriyle mücadele

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, rahim ağzı (serviks) kanserinin kadınlarda en sık görülen kanserler arasında ikinci sırada geldiğini vurgulayarak, bu hastalığa karşı korunmanın en iyi yolunun, düzenli pap smear testi yaptırılması ve özellikle genç kız ve kadınların aşılanması olduğunu bildirdi.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği(TJOD) önderliğinde ve ilaç firması GlaxoSmithKline desteğiyle hayata geçirilen ”Başıma Gelmez Deme En Başından Engelle-Serviks Kanserine Geçit Verme Projesi”, düzenlenen toplantıyla basına tanıtıldı.
Devamını oku »

Etiketler: , , , ,

Diş sağlığı için fırçalamak yetmez

Diş hastalıklarının, başta göz, kalp ve böbrek sorunlarına zemin hazırladığına dikkati çekerek sağlıklı bir yaşam sürdürmek için dişleri düzenli olarak fırçalamanın yanı sıra günde en az bir kez aralarının iple temizlenmesi gerekir.

Prof. Dr. Uzel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ağız ve diş sağlığının üzerinde hassasiyetle durulması gereken önemli bir konu olduğunu vurgulayarak, kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye’de yaşayanların artık dişini fırçalama konusunda duyarlı bir yaklaşım sergilemeye başladığını belirten Prof. Dr. Uzel, ”Dişleri doğru ve belli kurallara göre özenle fırçalamak gerekli. Her gün en az 3 dakika, sabah ve gece yatmadan önce dişleri fırçalamalıyız. Altın kural, tüm yüzeyi, etinden diş ucuna doğru fırçalamaktır” dedi.

Devamını oku »

Etiketler: , , ,

Tıp terimleri - F

Fabism: Bkz Favism

Fabulist: Asılsız şeyler anlatan kişi.

Fab Fragmanı: Immünglobulin molekülünde bulunan, antijen bağlayan fragman.

Fab sınıflaması: FAB terimi French-American-British sözcüklerinin baş harflerinden oluşur. Akut lenfoblastik lösemi (ALL) ve akut myeloblastik lösemide (AML) neoplastik hücrelerin morfolojik özelliklerine göre yapılan bir sınıflama sistemidir. FAB sınıflaması için wright boyaması, sitokimyasal boyalar ve bazı durumlarda (ör: AML - M7) elektron mikroskopla platelet peroksidaz pozitifliğinin gösterilmesinden de yararlanılır. FAB’a göre ALL olguları 3, AML olguları 7 kategoriye ayrılır. Hücre morfolojisine göre yapılmış bir sınıflama olmakla birlikte her grubun klinik davranışı, hatta tedaviye yanıtları farklıdır. Bu sınıflamanın doğru yapılabilmesi için periferik kan örnekleri ile karar verilmesi yeterli değildir, mutlaka kemik iliği yayması incelenmelidir.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tıp terimleri - E

Eccrinology (ekrinoloji): Dış salgı bezlerini konu alan bilim dalı.

Ecto (ekto): Dış

Edema (ödem): Vücudun her hangi bir yerinde hücre dışında anormal su birikmesi.

E.E.G: Elektroansefalografi kelimesi için kullanılan kısaltma.

Effekt: Tesir, etki.

Effektif: Etkili, tesirli.

Efervesan: Suya atıldığı zaman küçük gaz kabarcıkları çıkartarak köpüren, eriyen.

Effüzyon: Vücut boşluklarında veya doku içerisinde sıvı birikmesi. “Plevral effüzyon” iki plevra yaprağı arasında sıvı birikmesidir.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Soba zehirlenmesi

Karbon monoksit renksiz, tatsız, kokusuz, yanıcı, zehirli bir gazdır. Duvarlardan bile sızabilir. Vücuda solunum yolu ile girer. Karbon monoksit vücutta parçalanmaz, solunum yoluyla dışarı atılır. Karbon monoksit zehirlenmeleri sıklıkla kapalı bir ortamda meydana gelen yanma sırasında olur (bacası çekmeyen şofben, soba, ocak gibi) ayrıca karbon monoksidin kullanıldığı veya üretildiği iş kollarında da meydana gelebilir. Solunum zehiri olan karbon monoksitle meydana gelen zehirlenmelerde kısa süre içerisinde tıbbi müdahele yapılmazsa, zehirlenemeler ölümle sonlanabilir.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,