<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık sitesi &#124; sağlık haberleri beslenme ve diyet</title>
	<atom:link href="http://www.saglik-sitesi.com/index.php/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik-sitesi.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 16:43:56 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Domuz Gribi (A / H1N1) Nedir ?</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/domuz-gribi-a-h1n1-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/domuz-gribi-a-h1n1-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 16:43:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kulak Burun Boğaz]]></category>

		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>

		<category><![CDATA[h1n1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[Domuz Gribi (A / H1N1) Nedir ?
Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Bu virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.
Domuz Gribinin (A/H1N1) Belirtileri Nelerdir?
İnsanlarda görülen mevsimsel grip belirtileri ile benzerlik göstermektedir. Bunlar: 


Ateş, 


Baş ağrısı


Boğaz ağrısı, 


Öksürük, 


Üşüme


Yaygın vücut ağrısı, 


Yorgunluk 


Bazı vakalarda kusma ve ishal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><span class="style_ustbaslik">Domuz Gribi (A / H1N1) Nedir ?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Bu virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Domuz Gribinin (A/H1N1) Belirtileri Nelerdir?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">İnsanlarda görülen mevsimsel grip belirtileri ile benzerlik göstermektedir. Bunlar: </span></p>
<ul>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Ateş, </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Baş ağrısı</span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Boğaz ağrısı, </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Öksürük, </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Üşüme</span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Yaygın vücut ağrısı, </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Yorgunluk </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir</span></p>
</li>
</ul>
<p align="left"><span style="font-family: Arial; font-size: 11pt;"> </span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Domuz Gribi (A/H1N1) Virüsü Bulaşıcı Mıdır?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Domuz Gribi (A/H1N1) Nasıl Bulaşmaktadır? </span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Domuz gribinin de mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Kişilerin Domuz Gribi Olduğu Nasıl Teşhis Edilmektedir?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Burundan veya boğazdan alınan sürüntü örneklerinin laboratuvar ortamında test edilmesi sonucunda teşhis konulmaktadır.</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Domuz Gribinden En Çok Etkilenecek Risk Grubunu Kimler Oluşturmaktadır?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Bebekler (iki yaş altı), hamileler, 65 yaş üstü yaşlılar, kronik rahatsızlığı bulunan hastalar, karaciğer ve böbrek yetmezliği olanlar ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, en çok etkilenecek risk grubunu oluşturmaktadır.</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Domuz Gribinden Korunmak İçin Mevsimsel Grip Aşısı Olmak Yeterli Midir?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Hayır.</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Domuz Gribi Aşısını Kimler Yaptırmalıdır?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Enfeksiyonu ağır geçirme ihtimali bulunan risk grupları, sağlık personeli ile domuz gribinden dolayı ölümlerin yoğun olduğu ülkelere gidecek olan kişilerin, bu aşıyı yaptırması gerekmektedir.</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Domuz Gribini (A/H1N1) Tedavi Eden İlaçlar Var Mıdır?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Oseltamivir veya Zanamivir kullanımı Domuz Gribi A/(H1N1)’nin önlenmesinde CDC (ABD Centers for Disease Control and Prevention) tarafından tavsiye edilmektedir. İlaç kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara, semptomların görülmesinden itibaren ilk 2 gün içinde başlanması gerekir</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Hastalığa Yakalanan Kişiler Ne Kadar Süreyle Bulaştırıcıdır?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Bu durum; erişkinlerde yaklaşık olarak 7, çocuklarda ise 12 gün olarak ifade edilebilir.</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Çocuklarda Acil Tıbbi Yardım Gerektiren Durumlar Şunlardır: </span></p>
<ul>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Grip benzeri semptomlara ek olarak ateş ve şiddetli öksürük </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Hızlı nefes alma ya da solunum güçlüğü </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Huzursuzluk </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Mavimsi cilt rengi </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Uyanamama ya da uyaranlara cevap verememe </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Yeterince sıvı alamama </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Döküntü</span></p>
</li>
</ul>
<p align="left"><span style="font-family: Arial; font-size: 11pt;"> </span><span class="style_ortabaslik">Erişkinlerde Acil Tıbbi Yardım Gerektiren Durumlar Şunlardır: </span></p>
<ul>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Ani baş dönmesi </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Bilinç bulanıklığı</span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Göğüs ya da karın içinde ağrı veya basınç </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Solunum güçlüğü veya nefes darlığı </span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Şiddetli bulantı ve kusma  </span></p>
</li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 12pt;" align="left"><span style="font-family: Arial; font-size: 11pt;"> </span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Daha Çok Hangi Yüzeyler Bulaşma Kaynağıdır?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.</span><strong><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; color: red; font-size: 11pt;"> </span></strong></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Sulardan Domuz Gribi (A/H1N1) Virüsü Bulaşabilir Mi?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma bulgularına rastlanılmamıştır.</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Ev ve Eşyaların Temizliğinde Nelere Dikkat Etmek Gerekir?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir. Günlük kullandığımız temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddeler de etkilidir.</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur. Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır. Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır. Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.</span></p>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Domuz Gribinden (A/H1N1) Nasıl Korunabiliriz?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:</span></p>
<ul>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız</span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list"> Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el  yıkama antiseptikleri de etkilidir</span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız</span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list"> Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz</span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz</span></p>
</li>
<li>
<p align="left"><span class="style_list">Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız</span></p>
</li>
</ul>
<p align="left"><span class="style_ortabaslik">Hastalıktan Korunmak İçin Ellerimizi Nasıl Yıkamalıyız?</span></p>
<p align="left"><span class="style_duzyazi">Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabilirsiniz. </span></p>
<p align="left"><span class="style_dipnot">Kaynak : <a href="http://www.who.int/csr/disease/swineflu/en/index.html" target="_blank">http://www.who.int/csr/disease/swineflu/en/index.html</a><br />
               <a href="http://www.grip.saglik.gov.tr/halka-yonelik-bilgiler-il9.html" target="_blank">http://www.grip.saglik.gov.tr/halka-yonelik-bilgiler-il9.html</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/domuz-gribi-a-h1n1-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon nedir?</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/depresyon-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/depresyon-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 16:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Depresif duygu]]></category>

		<category><![CDATA[depresyon]]></category>

		<category><![CDATA[halüsinasyon]]></category>

		<category><![CDATA[Hezeyan]]></category>

		<category><![CDATA[intihar düşüncesi]]></category>

		<category><![CDATA[Majör depresyon]]></category>

		<category><![CDATA[Manik depresif]]></category>

		<category><![CDATA[Melankolik]]></category>

		<category><![CDATA[Psikotik depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Depresyonun birçok türü var. Psikotik depresyonlar en ağırıdır. Hezeyan ve halüsinasyonların görüldüğü bir türdür bu. Hasta olmayan şeyleri algılar, kulağına ses gelir, hayal görür, suçluluk duyar&#8230;
Kişinin depresyonda olduğu nasıl anlaşılır?
Majör depresyon (yani büyük depresyon), depresif bozukluğun oldukça belirgin, çekene ileri derecede ıstırap veren türüdür. Depresif duygu durumu (yani üzüntü, karamsarlık, zevk almama), her şeye ilgisizlik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Depresyonun birçok türü var. Psikotik depresyonlar en ağırıdır. Hezeyan ve halüsinasyonların görüldüğü bir türdür bu. Hasta olmayan şeyleri algılar, kulağına ses gelir, hayal görür, suçluluk duyar&#8230;</p>
<p>Kişinin depresyonda olduğu nasıl anlaşılır?</p>
<p>Majör depresyon (yani büyük depresyon), depresif bozukluğun oldukça belirgin, çekene ileri derecede ıstırap veren türüdür. Depresif duygu durumu (yani üzüntü, karamsarlık, zevk almama), her şeye ilgisizlik, uyku ve iştah bozuklukları, psiko-motor ajitasyon (huzursuzluktan dolayı yerinde duramama) ya da psiko-motor yavaşlama (isteksizlikten dolayı külçe gibi yığılıp kalmışlık hali), huzursuzluk, sıkıntı, gerginlik, sinirlilik, ağlama, beden ağrıları, suçluluk duyguları veya çevresini suçlu görme eğilimi, dikkat ve hafıza sorunları, cinsel isteksizlik, yorgunluk her gün ve neredeyse gün boyunca kişiye egemendir.<br />
<span id="more-221"></span></p>
<p>İntihar düşüncesi var mıdır?</p>
<p>Ağır depresyonlarda intihar düşüncesi de vardır. Majör depresyon teşhisi koymak için belirtilerin en az iki hafta sürmesi gerekir. Ayrıca kişinin hissettiği yakınmalar günlük yaşantısını etkiliyor olmalıdır.</p>
<p>Depresyon kaç çeşittir?</p>
<p>Ajite depresyonda aşırı öfke, hareketlilik, yerinde duramama vardır.</p>
<p>Apatik depresyonda ise kişi durgundur. Ağzından kerpetenle laf çıkar, algısı yavaşlar.</p>
<p>Melankolik depresyonda hüzün, keder ön plandadır.</p>
<p>Psikotik depresyon depresyonlar içinde en ağırıdır. Hezeyan ve halüsinasyonların görüldüğü bir depresyon türüdür bu. Halüsinasyon olmayan şeyleri algılamak, yani nesnesiz algıdır (kulağa ses gelmesi, hayal görmek gibi). Hezeyan ise mantıklı tartışma ile düzeltilemeyen yanlış inanç demektir. Bunlar daha çok şizofrenide olur, ama psikotik depresyonda da görülür.</p>
<p>Hasta garip sesler duyar mı?</p>
<p>Depresyon hastasının kulağına &#8220;Sen aşağılıksın, kötüsün&#8221; gibi suçlayan sesler gelir. Günahkâr olduğuna inanır. Suçluluk içerikli hezeyanlar yaşar. Çürüme, yok olma hezeyanları çıkabilir ortaya. Bütün depresyon biçimleri en az iki hafta sürdüyse, günlük hayatı aksattıysa (veya aksatmasa bile belirgin derecede acı verdiyse) majör depresyonun türü olarak kabul edilirler. Majör depresyon kapsamına girmeyen önemli bir hastalık distimi veya depresif nevrozdur.</p>
<p>Manik depresif nedir?</p>
<p>İki uçlu bozukluğun (ya da daha yaygın adıyla manik depresif bozukluğun) farkı, en az bir kere mani denen &#8216;duygu durumunun yükselmesi&#8217; döneminin yaşanmasıdır. İki uçlu bozukluğu olanlar zaman zaman depresyona da girerler. Buna iki uçlu depresyon denir.</p>
<p>Diğer türlerden farkı nedir?</p>
<p>İki uçlu depresyonun belirtilerinin, diğer depresyon türlerinden farkı yoktur. Ancak mani döneminde abartılı bir kendine güven duygusu, büyüklük düşüncelerinin artması, uyku gereksiniminin azalması, enerji artışı, hızlı konuşma, dikkatin kolayca dağılması, psiko-motor ajitasyon, zevk alınan etkinlikleri abartılı biçimde yapma isteği gibi manik sendrom belirtileri sergiler.</p>
<p>Bu belirtiler çoğu zaman kişinin toplumsal ve iş yaşantısını olumsuz etkiler. Duygu durumunun yükselmesi maninin temel özelliği olmakla birlikte, kişi engellenmeye çalışılırsa aşırı uyarılma ya da ani öfke gibi tepkiler bu iyimser duyguların yerini alabilir.</p>
<p>Distimi veya depresif nevrozu açarsak neler söylenebilir?</p>
<p>Distimi ya da depresif nevroz, büyük depresyon kadar şiddetli değildir. Ancak uzun sürer. Distimi, en az iki yıl devam ve büyük depresyondaki gibi kişinin günlük hayatını sürdürmesini engelleyecek boyutta olmasa da, kendisini iyi hissetmesine mani olan bir tür depresif bozukluktur. Distimide de büyük depresyondakine benzer belirtiler görülür. Distimi teşhisi koyabilmek için kişinin iki yıl içinde depresyondan çıkabildiği dönemlerin iki ayı aşmaması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/depresyon-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hiperkolesterolemi nedir?</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/hiperkolesterolemi-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/hiperkolesterolemi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2009 16:59:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Beslenme ve Diyet]]></category>

		<category><![CDATA[Hiperkolesterolemi]]></category>

		<category><![CDATA[lipit]]></category>

		<category><![CDATA[şeker hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[tiroit bezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Kanda kolesterol düzeyinin 250 mg/100 ml’nin üzerine çıkmasına Hiperkolesterolemi denir.
Hiperkolesterolemi, Kandaki lipitlerin özellikle kolesterolün yükselmesine çeşitli iç ve dış faktörler sebep olur. Hastaların bir kısmında yağ metabolizmasında bir bozukluk vardır. Bunların birçoğu genetik nedenlere bağlıdır.
Ailevî hiperkolesterolemi bu gruptandır. Ayrıca şeker hastalığında ve tiroit bezi bozukluğunda, nefrotik sendromla lipit metabolizması bozulur.
Dış faktörlerin en önemlisi diyetle alınan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanda kolesterol düzeyinin 250 mg/100 ml’nin üzerine çıkmasına Hiperkolesterolemi denir.</p>
<p>Hiperkolesterolemi, Kandaki lipitlerin özellikle kolesterolün yükselmesine çeşitli iç ve dış faktörler sebep olur. Hastaların bir kısmında yağ metabolizmasında bir bozukluk vardır. Bunların birçoğu genetik nedenlere bağlıdır.<br />
Ailevî hiperkolesterolemi bu gruptandır. Ayrıca şeker hastalığında ve tiroit bezi bozukluğunda, nefrotik sendromla lipit metabolizması bozulur.</p>
<p>Dış faktörlerin en önemlisi diyetle alınan yağ miktarının fazlalığıdır. Diyetle alınan kolesterol ve doymuş yağların fazlalığı kandaki kolesterol ve lipit seviyelerinin yüksekliğine sebep olur. Di yetle alınan yağın miktarı gibi yağın kalitesi de çok önemlidir.</p>
<p>Doymuş yağ asitlerini içeren yağlar (hayvansal yağlar), tereyağı, yemeklik yağlar, margarinler zararlıdır. Zeytinyağın da bulunan oleik asit de kısmen doymuş yağdır. Doymamış yağ asitlerini içeren yağlar ise kandaki kolesterol ve lipit seviyesini diğerleri gibi artırmazlar. Kandaki kolesterol miktarı normalde 200-250 mg/ml olmalıdır. Koroner kalp hastalığı olanların %80′inde kolesterol yüksek bulunurken %20’sinde ise normal bulunmuştur. Kolesterol yüksek olanların bir kısmında ise hasta lık meydana gelmemektedir. Bu takım hastalığın ortaya çıkışın­da kolesterolün damar duvarına yapışmasını sağlayan ve he nüz iyi aydınlatılmamış diğer bazı faktörlerin de rol oynadığı nı gösterir.</p>
<p>Kandaki yağların çeşitli formları tespit edilmiştir. Bunların bazılarının hastalığı koruyuculuğu yanında diğerlerinin de hız landırıcı etkileri olduğu bildirilmiştir. Mesela HDL kolesterolün önemli bir koruyucu olduğu LDL veya VLDL kolesterolün ise hazır layıcı bir faktör olduğu çeşitli araştırmalarda ispatlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/hiperkolesterolemi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte uykusuzluk problemi</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/gebelikte-uykusuzluk-problemi/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/gebelikte-uykusuzluk-problemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2009 16:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<category><![CDATA[gebelik]]></category>

		<category><![CDATA[gevşeme teknikleri]]></category>

		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=217</guid>
		<description><![CDATA[Uyku, tüm canlıların ihtiyacı olan ve beyin başta olma üzere tüm vücut organlarının işlevlerini belli bir süre yavaşlatarak “kendilerini toparladıkları” bir dönemdir. Tüm organların düzenli ve birbirleriyle bağlantılı olarak çalışmasından sorumlu olan beyinde, gün boyunca süren yoğun çalışma neticesinde tükenen nörotransmitterler uyku esnasında yeniden oluşturulurlar. Nörotransmitter adı verilen maddeler sinir ağının birbirleriyle bağlantı noktalarında bulunan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku, tüm canlıların ihtiyacı olan ve beyin başta olma üzere tüm vücut organlarının işlevlerini belli bir süre yavaşlatarak “kendilerini toparladıkları” bir dönemdir. Tüm organların düzenli ve birbirleriyle bağlantılı olarak çalışmasından sorumlu olan beyinde, gün boyunca süren yoğun çalışma neticesinde tükenen nörotransmitterler uyku esnasında yeniden oluşturulurlar. Nörotransmitter adı verilen maddeler sinir ağının birbirleriyle bağlantı noktalarında bulunan ve iki sinir hücresi arası geçişi sağlayan kimyasal maddelerdir ve sürekli yenilenmek durumundadırlar. Bu yenilenmenin önemli bir kısmı uyku esnasında olur.</p>
<p>Yeterince uyku uyumayan bir insanda yorgunluk hissi, gerginlik, sinirlilik ve başağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Dahası, sağlıklı karar verme, dikkati toplama gibi beyin faaliyetleri de olumsuz etkilenebileceğinden günlük yaşam bir süre sonra başaçıkılamaz hale gelebilir.<br />
<span id="more-217"></span></p>
<p>Gebeliğinizin en başından itibaren vücudunuzda oluşan değişiklikler neticesinde beyniniz size daha çok istirahat etmeniz gerektiği sinyalini göndermeye başlar. Kendinizi gün boyunca yorgun hisseder ve daha çok istirahat etme ve uyuma ihtiyacı hissedersiniz. Ancak gebeliğinizin son aylarında ortaya çıkan bazı rahatsızlıklarınız da uyku düzeninizi bozabilir. Mide yanması, bacaklarda kasılmalar, sık idrara çıkma ihtiyacı nedeniyle uykuya dalmakta ya da kesintisiz bir uykuyu sürdürmekte zorlanabilirsiniz.</p>
<p>Uykusuzluğa gebeliğin normal seyrinin bir parçası olarak baktığınızda uyku düzeninizi oluşturamazsınız. Bunun yerine, neden uyuyamadığınızı çözümlediğinizde ve önlem aldığınızda uyku kalitenizi artırmak elinizdedir. Aldığınız önlemlere sizin uykunuzu bozan etkenleri bertaraf edemediğinde doktora başvurmalı ve önerilen ilaçları kullanmalısınız.</p>
<p>Önemli bir uyku düşmanı: mide yanması</p>
<p>Mide yanması probleminiz varsa ve ilaç kullanmıyorsanız, yatmadan önceki iki saat boyunca yemek yememeye özen gösterin. Akşam yemeklerinizin hafif olmasına dikkat edin. Akşam yemeğiniz mutlaka bol kalorili tam bir akşam yemeği olmak zorunda değildir. Kahvaltı şeklindeki bir akşam yemeği tercih ettiğinizde mide yanmalarınız daha az olabilir.</p>
<p>Midenizi sıvılarla doldurmamaya özen gösterin. Zira midenin aşırı dolması mide yanmasını artırır. Bildiğiniz gibi mide yanması aslında yemek borusu ile mide arasında yeralan ve normalde yemek borusundan mideye geçiş veren tek yönlü çalışan kapağın yetersiz çalışmasına bağlıdır. Burada gebelikte oluşan fizyolojik gevşeme nedeniyle özellikle mideiçi basınç yüksek olduğunda mideden yemek borusuna asit nitelikli sıvı kaçmaktadır. Bu sıvı da asit ortama alışık olmayan yemek borusunda yanma ve ağrı hissi uyandırmaktadır.</p>
<p>Yine başınızı hafif yükselterek uyumanız (başınızın altına çift yastık koyarak) mide yanması şikayetlerini azaltabilir. Bu önlem burun tıkanıklığı yaşayan anne adaylarında da etkili olabilmektedir.</p>
<p>Sık sık idrara çıkma ihtiyacı nedeniyle gece uyanma</p>
<p>Gebelikte yeterli sıvı alımı özellikle yaz aylarında üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Günlük alacağınız su miktarının önemli bir kısmını gündüz ve akşamın erken saatlerinde almanız ve yatmaya yakın sıvı alımınızı azaltmanız gece idrar yapmak için uyanma şikayetlerinizi azaltır. Bildiğiniz gibi uterus (rahim) büyüdükçe mesaneye baskı yapmakta ve mesaneniz az miktarda dolduğunda bile kapasitesi azalmış olduğundan idrar ihtiyacı artmaktadır. Kahve, çay ve kolalı içecekleri akşam saatlerinden itibaren kesmeniz gece idrar yapmak için kalkma olasılığınızı azaltacaktır. Dahası bu içeceklerin içinde bulunan kafein ve tein santral sinir sistemi uyaranı olarak “uyku kaçırıcı” özellikler göstermektedir.</p>
<p>Sıvı alımı konusunda diğer bir öneri de sıvıyı yemeklerle birlikte değil, yemekler arasında almanızdır. Yemeklerle birlikte sıvı aldığınızda mideniz daha çok dolacak ve mide yanması şikayetleriniz artacaktır. Yenekler arasında aldığınızda ise sindirim sonucunda midede yer açılmış olduğundan mideniz aşırı dolmayacaktır.</p>
<p>Bacaklarda kasılmalar</p>
<p>Gebeliğin son aylarında bacaklarınızda kasılmalar ortaya çıkabilir. Bu durum sizin kalsiyumunuzun ya da magnezyumunuzun yetersiz olmasından değil, kanınızın daha sulanmış olması nedeniyle kandaki kalsiyumun nispeten azalmasından kaynaklanmaktadır. Kemiklerden kana kalsiyum geçişi nispeten yavaş bir süreç olduğundan belli zamanlarda bacaklarda kasılmalar oluşabilmektedir. Hemen kalsiyum ya da magnezyum tedavisine geçmek yerine kalsiyum ve magnezyum içeriği yüksek besinler almak daha uygun bir yoldur. Bu besinler süt ve süt ürünleri, badem, incir (kuru incir de dahil) ve ıspanak gibi besin maddeleridir.</p>
<p>Ellerinizi sağlam bir yere yaslayın. Kramplı olan bacağınızı dizden bükmeden, yerde kaydırabildiğiniz kadar geriye doğru kaydırın. Bu esnada diğer bacağınızı dizden bükebilirsiniz. Son aşamaya geldiğinizde (yani zorlandığınızda) bacağınızı bu pozisyonda tutabildiğiniz kadar tutun. Bu esnada gerili olan bacağınızı “yaylandırarak” hareket ettirin.</p>
<p>Yere uzanın. Eşinize bir elini kramplı olan bacağınızın dizine bastırmasını, diğer elini de ayak tabanınızı size doğru germesini söyleyin. Bu egzersizde ayağınız bacağınızla 90 derecelik bir açı oluşturur. Bu esnada baldırlarınızda hafif bir ağrı duymanız normaldir. Eşiniz ayağınızı yumuşak hamlelerle ileri geri hareket ettirdiğinde kramplarınızın hafifleme olasılığı yüksektir.</p>
<p>Yatağınızın özelliklerini gözden geçirin</p>
<p>Sağlıklı bir uyku için yattığınız yatağın özellikleri de çok önemlidir. Çok sert bir yatak uyumanızı zorlaştırırken, çok yumuşak bir yatak bel ağrılarıyla uyanmanıza neden olabilir. Yatağınızın ortopedik özellikler taşımasına dikkat etmelisiniz.</p>
<p>Gebeliğin son dönemlerinde en iyi uyku pozisyonu sol yandır. Karnınızı desteklemek için altına bir yastık koyabilirsiniz. Ayrıca yine iki bacağınızın arasına alacağınız bir yastık (bu yorganınız da olabilir), bel ağrılarından korunmada yardımcı olabilir.</p>
<p>Vücudunuzu kasıyormusunuz?</p>
<p>Çoğumuz yatakta gergin bir pozisyonda bir o yana, bir bu yana döner dururuz. Beynimizin bir kısmı kasların gereksiz yere gergin tutulmasıyla uğraşırken rahat bir uyku uyumak imkansızdır.<br />
Siz de kendinize bir test uygulayarak gergin olan vücut kısımlarınızın farkına varın ve gevşemeyi öğrenin:</p>
<p>Başınızdan başlayarak sırayla vücudunuzun tüm kaslarının gevşemesini sağlayın. Özellikle bilinçsiz bir şekilde omuz kaslarınızın, kol ve bacak kaslarınızın kasılı olduğunu farkettiğinizde şaşırabilirsiniz. Bu kas gruplarını teker teker gevşetin. Bunu alışkanlık haline getirmek amacıyla gün boyu da ayakta dururken, otururken ve istirahat ederken bilinçli bir şekilde o anda gereksiz olmasına rağmen kasılı duran kaslarınızın farkına varın ve gevşetin. Bunu sık sık yaparsanız belli bir süre sonra bu gereksiz gerginliklerden kurtulmak için vücudunuzu eğitmiş olacaksınız. Eğer belli bir kas grubunuzu gevşetmekte zorlanırsanız önce o kas grubunu mümkün olduğunca kasmaya çalışın, bu kasılma sonrası gevşeme kolaylaşacaktır.</p>
<p>Yüz ve boyun kaslarınızı da ihmal etmeyin. Özellikle kaşlarınızın çoğu durumda gereksiz yere kasılı olduğunu ve çatık kaşlı olarak dolaştığınızı görebilirsiniz.</p>
<p>Bu gevşeme teknikleri ayrıca ruh halinizi de olumlu etkileyecektir.</p>
<p>Şu testi yapın: Kendinizi tamamen gevşetin ve aklınıza kızdığınız birini getirin. Hemen bazı kaslarınızın kasılmaya başladığını ve öfke duygunuzun ortaya çıktığını göreceksiniz. Aksini yapın ve kaslarınız tamamen gevşek haldeyken o kişiye öfke duymaya çalışın. Kaslarınızda kasılma olmadığı sürece öfke duygusunu asla yaşayamayacaksınız! Deneyin…</p>
<p>Nefes alma düzeniniz çok önemlidir</p>
<p>Gün boyunca ortaya çıkan olumsuz duyguları uykuya dalmaya çalışırken tekrarladıkça nefes alma düzeninizin de bozulduğunu göreceksiniz. Kafanızda çözmeniz gereken sorunlar varsa bunları uykuya dalma döneminde çözmek yerine başka bir zamana ertelemelisiniz. Sorunlarınızı bir kağıda yazın ve yarın çözün. Böylece “sorunlarınızı unutma” korkunuz da kalmaz.</p>
<p>Uykuya dalarken olumlu duygular ve düşünceler içinde olmalısınız</p>
<p>Tüm duyguların atasının düşünceler olduğunu unutmayın. Uykuya dalarken olumlu şeyler düşünürseniz olumlu duygular hissseder ve daha rahat uyursunuz. Kendinize hayalinizde bir cennet yaratın ve beş duyunuzla bu cennette neler hissedeceğiniz konusunda bir hayal oluşturun. Bu hayal oluşana kadar uykuya dalmış olackasınız.</p>
<p>Hiçbir şey fayda etmezse klasik yöntemleri deneyin: koyun sayma, belli bir rakamdan geri sayma gibi.</p>
<p>Bunların hiçbiri fayda etmezse durumu doktorunuza iletin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/gebelikte-uykusuzluk-problemi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Reflü nedir?</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/reflu-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/reflu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2009 12:31:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[asit]]></category>

		<category><![CDATA[Gastro Özofageal]]></category>

		<category><![CDATA[mide]]></category>

		<category><![CDATA[reflü]]></category>

		<category><![CDATA[Reflü hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[Reflü tanısı]]></category>

		<category><![CDATA[Reflü tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[yemek borusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[Halk arasında Mide Reflüsü olarak bilinen Gastro Özofageal Reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Reflü, asitli mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20&#8217;sinde reflü görülmektedir.
Sağlıklı bir mide	Fıtıklaşmış bir mide
Mide içeriği, midenin salgıladığı hidrojen iyonu nedeniyle belirgin derecede asittir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında Mide Reflüsü olarak bilinen Gastro Özofageal Reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Reflü, asitli mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20&#8217;sinde reflü görülmektedir.</p>
<p>Sağlıklı bir mide	Fıtıklaşmış bir mide<br />
Mide içeriği, midenin salgıladığı hidrojen iyonu nedeniyle belirgin derecede asittir. Eğer onikiparmak barsağından mideye doğru safra geri akımı varsa, mideden yukarı çıkan içerik hem asit hem de safra içerir. Alkali özellikli olan safra da mide asidi gibi yemek borusunun tahrişine neden olur. Reflü hastalığı, asitli ve/veya safralı mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini asitten ve/veya safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur.<br />
<span id="more-214"></span></p>
<p>Yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen bir kapak mekanizması vardır. Reflü hastalarında en sık görülen özellik bu mekanizmanın gevşekliğidir. Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır. Mide boşalım bozukluğu ya da bozulmuş yemek borusu hareketi bu hastalığı tetikleyen diğer nedenlerdir.</p>
<p>Yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna çıkmasını engelleyen iki mekanizma vardır.</p>
<p><strong>Reflü Tanısı</strong></p>
<p>Reflü tanısında kullanılan çok sayıda yöntem vardır. Bunlardan gastroskopi, pHmetri ve manometri, kronik reflüsü olan ya da özellikle laparoskopik cerrahi tasarlanan hemen her hastada hazırlık aşamasında mutlaka yapılırken, bazı yöntemler akademik araştırmalar için kullanılmaktadır.</p>
<p>Reflü tanısında kullanılan yöntemler:</p>
<p>Gastroskopi<br />
pHmetri<br />
Manometri<br />
Baryumlu Grafi<br />
Empedans pHmetri<br />
Empedans Manometri<br />
Antroduodenal Manometri<br />
Mide Boşalım Sintigrafis</p>
<p><strong>Reflü Tedavisi </strong></p>
<p>Reflü tedavisinde 4 yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemler Reflü&#8217;nün şiddetine ve ilerlemesine göre doktorunuz tarafından belirlenmelidir. Yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi ve endoskopik tedavi tip ve evrelerine göre hastalığın iyileştirilmesini sağlayan yöntemlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/reflu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Rahim ağzı kanseriyle mücadele</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/rahim-agzi-kanseriyle-mucadele/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/rahim-agzi-kanseriyle-mucadele/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2009 11:39:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<category><![CDATA[Kanser]]></category>

		<category><![CDATA[Dermatolog]]></category>

		<category><![CDATA[Jinekoloji]]></category>

		<category><![CDATA[rahim ağzı]]></category>

		<category><![CDATA[rahim ağzı kanseri]]></category>

		<category><![CDATA[serviks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, rahim ağzı (serviks) kanserinin kadınlarda en sık görülen kanserler arasında ikinci sırada geldiğini vurgulayarak, bu hastalığa karşı korunmanın en iyi yolunun, düzenli pap smear testi yaptırılması ve özellikle genç kız ve kadınların aşılanması olduğunu bildirdi.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği(TJOD) önderliğinde ve ilaç firması GlaxoSmithKline [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, rahim ağzı (serviks) kanserinin kadınlarda en sık görülen kanserler arasında ikinci sırada geldiğini vurgulayarak, bu hastalığa karşı korunmanın en iyi yolunun, düzenli pap smear testi yaptırılması ve özellikle genç kız ve kadınların aşılanması olduğunu bildirdi.</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği(TJOD) önderliğinde ve ilaç firması GlaxoSmithKline desteğiyle hayata geçirilen &#8221;Başıma Gelmez Deme En Başından Engelle-Serviks Kanserine Geçit Verme Projesi&#8221;, düzenlenen toplantıyla basına tanıtıldı.<span id="more-211"></span></p>
<p>Toplantıda konuşan dernek başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, HPV virüsünün serviks kanseri ile ilişkisinin çok net bir şekilde ortaya konulduğunu belirterek, bu virüse karşı etkili olan aşının var olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Serviks kanserine geçit vermemek üzere bu projeyi uyguladıklarını kaydeden İtil, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 493 bin servikal kanser olgusu görüldüğünü ve bunların yaklaşık 270 binin ölümle sonuçlandığını belirtti.</p>
<p>İtil, bu ölümlerin yüzde 80&#8242;den fazlasının ise yeterli tarama programlarının bulunmayışı nedeniyle gelişmekte olan ülkelerde görüldüğüne dikkati çekti. Kadınların yaklaşık yüzde 50-80&#8242;inin yaşamlarının bir anında serviks kanserine neden olabilen HPV virüsü ile enfekte olabildiklerini, yani her kadının risk altında olduğunu vurgulayan İtil, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Serviks kanseri kadınları erken yaşta, sıklıkla 40&#8242;lı yaşlarının ortasında, çocuk büyüttükleri, bir aile kurdukları ve toplumlarının sosyal ve ekonomik yaşamına katkıda bulundukları, yaşamlarının belki de en önemli döneminde vuruyor. Serviks kanseri, aşıyla önlenebilen bir kanser türüdür. Dünyada kadınlarda en sık görülen kanserler arasında ikinci sırada bulunan rahim ağzı kanserine karşı korunmanın en iyi yolu aşılanmayla birlikte düzenli pap smear testi taraması yaptırılmasıdır.&#8221;<br />
Prof. Dr. İtil, &#8221;(Hayatımızdaki kadınları koruyalım, serviks kanserine geçit vermeyelim), (Başıma gelmez deme en başından engelle diyoruz) ve hem kadınlara, hem de erkeklere (Hayatınızdaki kadınları koruyun) çağrısı yapıyoruz&#8221; diye konuştu. Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Macit Arvas da rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen aşının bir devrim olduğunu söyledi.</p>
<p>Bu aşının yaptırılması için ideal zamanın 9-26 yaş arası olduğunu belirten Arvas, Türkiye&#8217;de 15 yaş altındaki yılda 300 bine yakın kız çocuğunun evlendirildiği dikkate alındığında aşının öneminin daha da ortaya çıktığıyı kaydetti.<br />
Diğer kanser türleri için de aşı geliştirme çalışmaları yapıldığını anlatan Arvas, 30 yıl içinde birçok kanser türünün ortadan kalkacağını belirtti.</p>
<p>GlaxoSmithKline Türkiye Genel Müdürü Yiğit Gürçay da &#8221;Hayatımızdaki kadınları korumak adına gerçekleştirilen bu projeye destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>PROJEYE DESTEK VERENLER</p>
<p>Projeye destek veren ve projenin simgesi olan &#8221;Hayat ağacı&#8221;nı tasarlayan Günseli Kato da, evrenin merkezini ve evrenle hayat arasındaki ilişkiyi belirlediği söylenen, barışı, sonsuzluğu, bilgiyi ve koruyucu gücü temsil eden &#8221;Hayat ağacı&#8221;nın projeyi çok iyi anlattığını belirtti.</p>
<p>Kato, &#8221;Hem kadınlar, hem erkekler yaşamlarındaki kadınları korumalılar. Unutmayın her kadın risk altında. Sevdiklerinizi haberdar edin, onları da koruyun&#8221; diye konuştu.<br />
Anaokulu sahibi Aylin Kotil de sağlıklı beslenme, sigara içmeme, egzersiz yapmak gibi alışkanlıkların kişiyi kanserden korumadığını vurgulayarak, aşılanmayla birlikte düzenli pap smear testi taramasının en iyi korunma olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Kotil, &#8221;Bir anne ve yuva sahibi olarak bilgilerinizi sevdiklerinizle paylaşmanızı önemle rica ediyorum&#8221; dedi.<br />
Gazeteci-yazar Ece Vahapoğlu da &#8221;Belki eşiniz, kızınız, kardeşiniz arkadaşınız şu anda tehlike altında olabilir. Düzenli hekim kontrolü, tarama ve aşıyla hastalığın önüne geçme şansınız var&#8221; diye konuştu.<br />
Gazeteci-yazar Elif Ergu da &#8221;Bir kız çocuk annesi olarak öncelikle anneleri ve genç kadınları uyarmak istiyorum. Serviks kanseri konusunda farkındalığı artırmaya yönelik bu projede yer almaktan dolayı çok mutluyum&#8221; dedi.<br />
Manken Sinem Güven de yeni doğum yapmış bir kız çocuk annesi olarak tüm anneleri bu hastalığa karşı duyarlı olmaya davet ettiğini söyledi.</p>
<p>Tasarımcı İdil Tarzi de her kadının yaşamı boyunca serviks kanserine yol açan HPV enfeksiyonu riski altında olduğunu vurgulayarak, &#8221;Hayatınızdaki kadınların risk almasına engel olun, düzenli kontrollerini yaptırmalarını ve enfeksiyonu karşı korunmalarını sağlayın&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Tasarımcı Bahar Korçan da &#8221;Benim sözüm Anadolu&#8217;da yaşayan hiç konuşmayan veya konuşamayan kadınlara, erken evlendirilen kızlara, kafaları karanlık adamlara. Bu hastalığı ve aşının önemini bir an önce Anadolu yaşayanlara tek tek anlatmak gerekiyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>HASTALIĞI YENENLER</p>
<p>Toplantıda hastalıkla ilgili süreci anlatan ABD&#8217;li şarkıcı Christine Baze, 8 yıl önce 31 yaşındayken bu hastalığa yakalandığını ifade ederek, çok ağır tedaviler gördüğünü ve bu tedaviler sonucunda anne olma yeteneğini kaybettiğini söyledi.</p>
<p>Baze, tedavi sürecinde kendisini ve eşinin çok ağır travma yaşadığını anlatarak, bu hastalığın dünyadaki hiçbir kadının başına gelmemesi için elinden geleni yapmaya çalıştığını kaydetti.</p>
<p>Dermatolog Prof. Dr. Güzin Özarmağan da hayatının 3-4 yılını bu hastalıkla mücadele ederken harcadığını dile getirerek, &#8221;Aşı çıktığı zaman ilk olarak hemen kızımı aşılattım. Anne ve babalar mutlaka kız çocuklarını aşılatmalı, genç erkekler eşlerinin aşılanması konusunda duyarlı olmalılar&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Biyolog Nilüfer Uzar da başına hiç gelmediğini düşündüğü bir anda bu hastalığa yakalandığını ifade ederek, &#8221;İnanç ve oğlum beni hayata bağladı. Çok uzun ve meşakkatli bir tedavi süreci geçirdim. Bu hastalıkla savaşı ben kazandım. Benim yaşadıklarımı kimse yaşamasın istiyorum&#8221; dedi. Katılımcılar, Günseli Kato&#8217;nun hediye ettiği küçük boydaki &#8221;Hayat ağacı&#8221; ile fotoğraf çektirdi. (AA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/rahim-agzi-kanseriyle-mucadele/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Diş sağlığı için fırçalamak yetmez</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/dis-sagligi-icin-fircalamak-yetmez/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/dis-sagligi-icin-fircalamak-yetmez/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 17:25:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[diş çürüğü]]></category>

		<category><![CDATA[diş eksikliği]]></category>

		<category><![CDATA[Diş hastalıkları]]></category>

		<category><![CDATA[diş ipi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=208</guid>
		<description><![CDATA[Diş hastalıklarının, başta göz, kalp ve böbrek sorunlarına zemin hazırladığına dikkati çekerek sağlıklı bir yaşam sürdürmek için dişleri düzenli olarak fırçalamanın yanı sıra günde en az bir kez aralarının iple temizlenmesi gerekir.
Prof. Dr. Uzel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ağız ve diş sağlığının üzerinde hassasiyetle durulması gereken önemli bir konu olduğunu vurgulayarak, kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diş hastalıklarının, başta göz, kalp ve böbrek sorunlarına zemin hazırladığına dikkati çekerek sağlıklı bir yaşam sürdürmek için dişleri düzenli olarak fırçalamanın yanı sıra günde en az bir kez aralarının iple temizlenmesi gerekir.</p>
<p>Prof. Dr. Uzel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ağız ve diş sağlığının üzerinde hassasiyetle durulması gereken önemli bir konu olduğunu vurgulayarak, kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Türkiye&#8217;de yaşayanların artık dişini fırçalama konusunda duyarlı bir yaklaşım sergilemeye başladığını belirten Prof. Dr. Uzel, &#8221;Dişleri doğru ve belli kurallara göre özenle fırçalamak gerekli. Her gün en az 3 dakika, sabah ve gece yatmadan önce dişleri fırçalamalıyız. Altın kural, tüm yüzeyi, etinden diş ucuna doğru fırçalamaktır&#8221; dedi.<br />
<span id="more-208"></span></p>
<p>Prof. Dr. Uzel, yapılan araştırmaların fırçalamanın diş çürüğünü yarı yarıya azalttığını gösterdiğini kaydederek, şunları söyledi:<br />
Ancak bu yeterli olmuyor. Fırçanın ulaşamadığı bölümler var. Özellikle çapraşık dişler ya da ağızda sabit protezler varsa, ortodontik tedavi uygulanıyorsa sorun daha da büyüyor. Burada diş ipi devreye giriyor. İp kullanımı diş aralarının daha etkili temizlenmesini sağlıyor. Ayrıca iki diş arasında &#8216;gizli çürük&#8217; veya diş taşı olabiliyor. Bu uygulamada eğer iplikte tiftiklenme oluyor ise bu çürük habercisidir. Acilen gerekli önlemin alınması gerekiyor.</p>
<p>ABD ve Avrupa ülkelerinde diş ipi kullanımının yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Uzel, insanların yoğun ortamlarda bile bunu rahatlıkla uyguladıklarını anlattı. Prof. Dr. Uzel, &#8221;Bu yöntem son derece sağlıklı. Her gün mutlaka fırçalamadan önce dişlerin iple bir defa temizlenmesi gerekir. Türkiye&#8217;de de bu uygulamanın alışkanlık haline getirilmesi sağlanmalıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Olası rahatsızlıkların önlenebilmesi için öncelikle diş fırçalama alışkanlığının kazanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Uzel, &#8221;Bu alışkanlığı kazananlar ise bunu sürdürmeli, henüz kazanmayanlar da bu konuyu ciddiye almaları gerekli. Nasıl her gün yüzümüzü yıkıyor, saçımızı tarıyorsak dişimizi de bu bakımın içerisine almalıyız. Ayrıca hekime gitme alışkanlığı kazanılması gerekir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>DİŞİNİZİ İHMAL ETMEYİN</p>
<p>Prof. Dr. Uzel, dişin kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:<br />
&#8221;Sorunlu bir diş var ve tedavi edilmez ise diş köklerindeki iltihap dokusu vücuda yayılarak, başta göz olmak üzere kalp ve böbrek rahatsızlıklarına neden olabiliyor. Bu sorun, kalp rahatsızlıklarında, endo kalp denen bölgede iltihaplanmaya ve kalp romatizmasına benzer olayların meydana gelmesinde etkili olabiliyor. Gözlerde ise odak enfeksiyonuna neden olduğu görülüyor.</p>
<p>Ayrıca diş eksikliği olanlar çiğneme işlemlerini tam anlamıyla yapamazlar, bu nedenle de mide ve sindirim şikayetleri yaşayabilirler. Tüm bu nedenlerden dolayı dişlerimizi ihmal etmeyip, sorunlu dişimiz var ise acilen hekime başvurarak tedavisini gerçekleştirmek gerekiyor. Sağlık, ağızdan başlar. Nasıl insanın elleri, ayakları, kulağı, burnu bir organ ise diş için de aynı durum söz konusudur. Her dişi bir organ kabul edip bakımını iyi yapmak gerekir.&#8221; (AA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/dis-sagligi-icin-fircalamak-yetmez/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tıp terimleri - F</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/tip-terimleri-f/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/tip-terimleri-f/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 16:31:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tıp Terimleri Sözlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Fab Fragmanı]]></category>

		<category><![CDATA[Fab sınıflaması]]></category>

		<category><![CDATA[Fabism]]></category>

		<category><![CDATA[Fabulist]]></category>

		<category><![CDATA[Facet]]></category>

		<category><![CDATA[Fagositoz]]></category>

		<category><![CDATA[Falciform]]></category>

		<category><![CDATA[Falks Serebri]]></category>

		<category><![CDATA[Fallop Tüpleri]]></category>

		<category><![CDATA[Familyal]]></category>

		<category><![CDATA[Farinks]]></category>

		<category><![CDATA[Fascia]]></category>

		<category><![CDATA[Fasial Paralizi]]></category>

		<category><![CDATA[Fasial Sinir]]></category>

		<category><![CDATA[Fatal]]></category>

		<category><![CDATA[Favizm]]></category>

		<category><![CDATA[Febril]]></category>

		<category><![CDATA[Feçes]]></category>

		<category><![CDATA[Fekalit]]></category>

		<category><![CDATA[Femur]]></category>

		<category><![CDATA[Ferment]]></category>

		<category><![CDATA[Fermentasyon]]></category>

		<category><![CDATA[Ferritin]]></category>

		<category><![CDATA[Fertil]]></category>

		<category><![CDATA[Fertilite]]></category>

		<category><![CDATA[Fetal]]></category>

		<category><![CDATA[Fetus]]></category>

		<category><![CDATA[Fibninüri]]></category>

		<category><![CDATA[Fibrin]]></category>

		<category><![CDATA[Fibrinemi]]></category>

		<category><![CDATA[Fibro-Sarkom]]></category>

		<category><![CDATA[Fibrom]]></category>

		<category><![CDATA[Fibröz]]></category>

		<category><![CDATA[Fibula]]></category>

		<category><![CDATA[Filaria]]></category>

		<category><![CDATA[Frenik Sinir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=204</guid>
		<description><![CDATA[Fabism: Bkz Favism
Fabulist: Asılsız şeyler anlatan kişi.
Fab Fragmanı: Immünglobulin molekülünde bulunan, antijen bağlayan fragman.
Fab sınıflaması: FAB terimi French-American-British sözcüklerinin baş harflerinden oluşur. Akut lenfoblastik lösemi (ALL) ve akut myeloblastik lösemide (AML) neoplastik hücrelerin morfolojik özelliklerine göre yapılan bir sınıflama sistemidir. FAB sınıflaması için wright boyaması, sitokimyasal boyalar ve bazı durumlarda (ör: AML - M7) elektron [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fabism: Bkz Favism</p>
<p>Fabulist: Asılsız şeyler anlatan kişi.</p>
<p>Fab Fragmanı: Immünglobulin molekülünde bulunan, antijen bağlayan fragman.</p>
<p>Fab sınıflaması: FAB terimi French-American-British sözcüklerinin baş harflerinden oluşur. Akut lenfoblastik lösemi (ALL) ve akut myeloblastik lösemide (AML) neoplastik hücrelerin morfolojik özelliklerine göre yapılan bir sınıflama sistemidir. FAB sınıflaması için wright boyaması, sitokimyasal boyalar ve bazı durumlarda (ör: AML - M7) elektron mikroskopla platelet peroksidaz pozitifliğinin gösterilmesinden de yararlanılır. FAB&#8217;a göre ALL olguları 3, AML olguları 7 kategoriye ayrılır. Hücre morfolojisine göre yapılmış bir sınıflama olmakla birlikte her grubun klinik davranışı, hatta tedaviye yanıtları farklıdır. Bu sınıflamanın doğru yapılabilmesi için periferik kan örnekleri ile karar verilmesi yeterli değildir, mutlaka kemik iliği yayması incelenmelidir.<br />
<span id="more-204"></span></p>
<p>Facet: Küçük düz yüzey</p>
<p>Fagositoz: Yabancı bir partikülün nötrofil tarafından etkisi hale getirilmesindeki en önemli aşamadır. Sırasıyla partikülün nötrofile tutunması, hücre içine alınması, fagositik vakuol (fagozom) oluşması ve degranülasyon kademelerinden oluşur.</p>
<p>Falciform: Orak şeklinde</p>
<p>Fallop Tüpleri: Her biri yaklaşık 10 ar cm. uzunluğunda, uterusun üst köşelerinden yumurtalıklara kadar uzanan iki borudur. Tuba uterina veya uterus tüpleri de denir.</p>
<p>Fallot&#8217;s Tetralogy: Kalbin doğumsal bir anomalisine verilen isim.</p>
<p>Falks Serebri: Beynin sağ ve sol yarı kürelerini birbirinden ayıran, orağa benzediği için bu isim verilen kalın zar.</p>
<p>Familyal: Irsi, kalıtsal, herediter.</p>
<p>Farinks: Yutak.</p>
<p>Fascia: Kasların üzerini örten zar</p>
<p>Fasial Sinir: Yüz siniri, yedinci kafa çifti.</p>
<p>Fasial Paralizi: Yüz siniri felci, bu sinirin felcinde yüzün yarısı kısmen hareketsiz ve ifadesiz kalır. Santral ve Periferik olmak üzere iki türlü olur.</p>
<p>Fat: Yağ.</p>
<p>Fatal: Öldürücü, ölümle sonuçlanan.</p>
<p>Favizm: G-6PD (glukoz-6-fosfat dehidrogenaz) eksikliği olan bazı kişilerde bakla yenildiğinde ağır seyirli bir hemolitik kriz oluşur. Sadece bir kısım hastada oluşması nedeniyle bakla ile oluşan hemolizin tek nedeninin enzim eksikliği olmadığı, genetik veya immünolojik başka faktörlerin de rolü olduğu düşünülmekte ise de kesin mekanizma açıklanamamıştır. Favizm oluşumu G-6PD Akdeniz tipinde sık görülür.</p>
<p>Faz Spesifik İlaçlar: G1 spesifik: L-Asparaginaze S spesifik: Antimetabolitler, hidroxyurea, procarbazine G2 spesifik: Bleomycine, bitki alkaloidleri M spesifik: Bitki alkaloidleri</p>
<p>Febril: Ateşli, hummalı.</p>
<p>Fekalit: Barsakta bir kısım dışkının sertleşmesi sonucu oluşan dışkı taşı.</p>
<p>Feçes: Dışkı.</p>
<p>Femur: Uyluk kemiği.</p>
<p>Ferment: Bazı organların salgılarında bulunup kimyasal değişikliklere etki eden maddeler.</p>
<p>Fermentasyon: Mayalanma.</p>
<p>Ferritin: Demir elementinin vücutta depo edilen şekli.</p>
<p>Fertil: Gelişme yeteneği olan, doğurabilen.</p>
<p>Fertilite: Doğurma yeteneği, verimlilik.</p>
<p>Fetus: Üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadarki devre içinde ana rahmindeki canlıya verilen isim.</p>
<p>Fetal: Fetus&#8217;a ait.</p>
<p>Fibrin: Kanın pıhtılaşmasına yarayan albumin cinsinden bir madde.</p>
<p>Fibrinemi: Kanda fibrin bulunması.</p>
<p>Fibninüri: İdrarda fidrin çıkması.</p>
<p>Fibrom: İyi huylu bağ dokusu tümörü.</p>
<p>Fibro-Sarkom: Bağ dokusunun kötü huylu tümörü.</p>
<p>Fibröz: Lif dokusu</p>
<p>Fibula: Bacaktaki iki kemikten dış kısımda olanıdır. Üstte Tibia ile eklem yapar diz eklemi yapısına girmez, altta ise ayak bileği eklemine iştirak eder.</p>
<p>Filaria: Omurgalı canlıların kanında ve dokularında yaşayan kıl kurdu cinsi parazit. Elefantiazis denilen rahatsızlığa neden olur.</p>
<p>Frenik Sinir: Nervus Frenicus. Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran diafragmanın sinirine verilen addır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/tip-terimleri-f/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tıp terimleri - E</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/tip-terimleri-e/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/tip-terimleri-e/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 16:24:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tıp Terimleri Sözlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Efervesan]]></category>

		<category><![CDATA[Effüzyon]]></category>

		<category><![CDATA[Ejekulasyon]]></category>

		<category><![CDATA[Ekinokok]]></category>

		<category><![CDATA[Eklampsi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekoensefalogram]]></category>

		<category><![CDATA[Ekokardiyografi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekokardiyogram]]></category>

		<category><![CDATA[Ekolali]]></category>

		<category><![CDATA[ekrinoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Eksizyon]]></category>

		<category><![CDATA[Ektazi]]></category>

		<category><![CDATA[ekto]]></category>

		<category><![CDATA[Ektoderm]]></category>

		<category><![CDATA[Ektopi]]></category>

		<category><![CDATA[Ektropion]]></category>

		<category><![CDATA[Ekzema]]></category>

		<category><![CDATA[Elektroansefalografi]]></category>

		<category><![CDATA[Elektrokardiografi]]></category>

		<category><![CDATA[Emolient]]></category>

		<category><![CDATA[Endokrinolog]]></category>

		<category><![CDATA[Endokrinoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Ensefalon]]></category>

		<category><![CDATA[Envazyon]]></category>

		<category><![CDATA[Epispadias]]></category>

		<category><![CDATA[Epitel]]></category>

		<category><![CDATA[Erozyon]]></category>

		<category><![CDATA[ödem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Eccrinology (ekrinoloji): Dış salgı bezlerini konu alan bilim dalı.
Ecto (ekto): Dış
Edema (ödem): Vücudun her hangi bir yerinde hücre dışında anormal su birikmesi.
E.E.G: Elektroansefalografi kelimesi için kullanılan kısaltma.
Effekt: Tesir, etki.
Effektif: Etkili, tesirli.
Efervesan: Suya atıldığı zaman küçük gaz kabarcıkları çıkartarak köpüren, eriyen.
Effüzyon: Vücut boşluklarında veya doku içerisinde sıvı birikmesi. &#8220;Plevral effüzyon&#8221; iki plevra yaprağı arasında sıvı birikmesidir.

Ejekulasyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eccrinology (ekrinoloji): Dış salgı bezlerini konu alan bilim dalı.</p>
<p>Ecto (ekto): Dış</p>
<p>Edema (ödem): Vücudun her hangi bir yerinde hücre dışında anormal su birikmesi.</p>
<p>E.E.G: Elektroansefalografi kelimesi için kullanılan kısaltma.</p>
<p>Effekt: Tesir, etki.</p>
<p>Effektif: Etkili, tesirli.</p>
<p>Efervesan: Suya atıldığı zaman küçük gaz kabarcıkları çıkartarak köpüren, eriyen.</p>
<p>Effüzyon: Vücut boşluklarında veya doku içerisinde sıvı birikmesi. &#8220;Plevral effüzyon&#8221; iki plevra yaprağı arasında sıvı birikmesidir.<br />
<span id="more-200"></span></p>
<p>Ejekulasyon (ejeculation): Meninin penisden dışarı atılması.</p>
<p>E.K.G: Elektrokardiogram kelimesi için kullanılan kısaltma.</p>
<p>Ekinokok: Köpek ve kurtlar, nadiren kedilerde bulunan bir parazit olup larvaları memeli canlılarda büyüyerek hidatik kistleri yaparlar.</p>
<p>Eklampsi: İlerlemiş gebeliklerde veya doğumdan hemen sonra yüksek kan basıncı, ödem ve idrarda protein yükselmesi ile karekterize nöbetler ve önlem alınmazsa bilincin kaybolması hali.</p>
<p>Eko: Yankı.</p>
<p>Ekokardiyografi: Kalp, damar sisteminin teşhisinde kullanılan ultrasonik bir yöntem.</p>
<p>Ekokardiyogram: Ekokardiyografi yoluyla elde edilen çizelge.</p>
<p>Ekoensefalogram: Beynin ekoensefalografi ile elde edilen çizelgesi.</p>
<p>Ekolali: Hastanın kendisine söylenilen sözleri anlamsız şekilde aynen tekrarlaması.</p>
<p>Eklampsi: Gebelerde plasentadan gelen toksinlerle oluşan bilinç kaybı ve konvulsiyonlarla birlikte seyreden tablo.</p>
<p>Eksizyon: Bir dokunun çıkartılıp atılması.</p>
<p>Ektazi: Genişleme. Örn. Bronşektazi.</p>
<p>Ektoderm: Gastrulasyon safhasındaki embriyoda oluşan üç tabakadan dışdaki; dış hücre tabakası.</p>
<p>Ektopi: Her hangi bir organın normal bulunması gereken yerde değilde, vücudun başka bir yerinde olması hali.</p>
<p>Ektropion: Göz kapaklarının serbest kenarlarının dış tarafa kıvrılmaları.</p>
<p>Ekzema: Deride kızarıklık, şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen cilt rahatsızlığı. Akut ve Kronik diye ayrıldığı gibi Yaş ve Kuru ekzema cinsleri de vardır.</p>
<p>Elektroansefalografi: Beynin elektriki faaliyetlerinin grafik olarak gösterilmesi.</p>
<p>Elektrokardiografi: Kalp adelesinin faaliyetlerinin grafik olarak gösterilmesi.</p>
<p>Emolient: Yumuşatıcı</p>
<p>Endokrinoloji: İç salgı bezlerinin fonksiyonlarını, normal dışı çalışma sonucu oluşan hastalıklarını ve bunların tedavilerini inceleyen tıp dalıdır.</p>
<p>Endokrinolog: Endokrin sistemin yapı, patolojileri ve tedavisi konusunda uzman kişi.</p>
<p>Ensefalon: Beyin.</p>
<p>Envazyon (invasion): Yayılma, örneğin kafatasındaki bir tümörün beyin dokusuna envazyonu denince tümörün beyine yayılması kastedilir.</p>
<p>Epispadias: Uretranın ön duvarının yokluğu sonucu uretranın penisin üst yüzeyine açılmasıyla belirgin doğuştan anomali.</p>
<p>Epitel: Organ ve vücut yüzeylerini örten hücre tabakası.</p>
<p>Erozyon: Deri veya mukozada görülen, sınırlı bir bölgede epitel kaybı, yüzeyel yaralar. Örneğin; Cervical erozyon, halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/tip-terimleri-e/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Soba zehirlenmesi</title>
		<link>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/soba-zehirlenmesi/</link>
		<comments>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/soba-zehirlenmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2009 22:15:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[Akut]]></category>

		<category><![CDATA[apati]]></category>

		<category><![CDATA[baş dönmesi]]></category>

		<category><![CDATA[başağrısı]]></category>

		<category><![CDATA[bilinç kaybı]]></category>

		<category><![CDATA[bitkinlik]]></category>

		<category><![CDATA[bulantı]]></category>

		<category><![CDATA[dalgınlık]]></category>

		<category><![CDATA[hemoglobine]]></category>

		<category><![CDATA[Karbon monoksit]]></category>

		<category><![CDATA[kas kranpları]]></category>

		<category><![CDATA[kulak çınlaması]]></category>

		<category><![CDATA[kusma]]></category>

		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>

		<category><![CDATA[taşikardi]]></category>

		<category><![CDATA[Zehirlenme]]></category>

		<category><![CDATA[zehirli gaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sitesi.com/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Karbon monoksit renksiz, tatsız, kokusuz, yanıcı, zehirli bir gazdır. Duvarlardan bile sızabilir. Vücuda solunum yolu ile girer. Karbon monoksit vücutta parçalanmaz, solunum yoluyla dışarı atılır. Karbon monoksit zehirlenmeleri sıklıkla kapalı bir ortamda meydana gelen yanma sırasında olur (bacası çekmeyen şofben, soba, ocak gibi) ayrıca karbon monoksidin kullanıldığı veya üretildiği iş kollarında da meydana gelebilir. Solunum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karbon monoksit renksiz, tatsız, kokusuz, yanıcı, zehirli bir gazdır. Duvarlardan bile sızabilir. Vücuda solunum yolu ile girer. Karbon monoksit vücutta parçalanmaz, solunum yoluyla dışarı atılır. Karbon monoksit zehirlenmeleri sıklıkla kapalı bir ortamda meydana gelen yanma sırasında olur (bacası çekmeyen şofben, soba, ocak gibi) ayrıca karbon monoksidin kullanıldığı veya üretildiği iş kollarında da meydana gelebilir. Solunum zehiri olan karbon monoksitle meydana gelen zehirlenmelerde kısa süre içerisinde tıbbi müdahele yapılmazsa, zehirlenemeler ölümle sonlanabilir.<br />
<span id="more-197"></span> </p>
<p><strong> Tehlike kaynakları</strong><br />
- Kapalı ortamda meydana gelen yanmalar (açık ocaklar, bacası çekmeyen soba - şofbenler, bacasız gaz sobaları gibi).<br />
- Isıtma amacıyla kullanılan her tür soba ve ocakta (havagazlı, linyitli, kok kömürlü v.b.) yanma sırasında oluşur.<br />
- Karbon monoksit, havagazı ve jeneratör gazlarının bileşiminde bulunur. Ayrıca kokhane gazlarında, yangın ve patlamalarda çıkan dumanlarda vardır.<br />
- Motorların ekzos gazlarında vardır (benzinli motorlarda çok, di esel motorlarında daha az.). Özellikle kapalı garaj, park binaları, feribotlar, motor onarım ve bakım işlikleri bu bakımdan tehlikelidir. Ayrıca:<br />
- Yanlış yapılmış ve defektli her tür ısıtma sistemleri,<br />
- Açık ocaklar,<br />
- Karbon monoksitli gazların üretimi, dağılımı, kullanımı,<br />
- Tünel, maden ocağı gibi yerlerdeki yangın ve patlamalar,<br />
- Kimya endüstrisinde karbon monoksit kullanılan işlemler, başlıca tehlike kaynaklarıdır.</p>
<p><strong>Etki Şekli</strong><br />
Karbon monoksidin zehirli etkisi hemoglobine (Hb) (kanda oksijen taşıyan eritrositlerin (kırmızı kan hücrelerinin) içeriğinde bulunan bir madde) oksijene göre çok daha fazla bağlanmasından kaynaklanır. Ortaya çıkan karboksihemoglobin (CO-Hb) hipoksemiye neden olur. Bu birleşme geri dönüşümlüdür, yani ayrılabilir.</p>
<p>Karbon monoksidin hemoglobine olan bağlanma kapasitesi, oksijeninkinden ortalama 300 kez daha güçlüdür. CO-Hb bileşiminin tüm vücut genelindeki durumu zehirlenmenin derecesini belirler. Bu da şu etkenlere bağlıdır:<br />
- Soluk alma havasındaki CO konsantrasyonu,<br />
- Solunum dakika hacmi, etki süresi,<br />
- Hemoglobin miktarı.</p>
<p><strong>Zehirlenme (Akut)</strong><br />
Hemoglobinin % 20si CO-Hbe dönüştükten sonra belirtiler giderek şiddetlenir:<br />
- başağrısı<br />
- baş dönmesi<br />
- bulantı, kusma,<br />
- taşikardi ve kan basıncı yükselmesi,<br />
- bazen pektanjinöz yakınmalar,<br />
- kulak çınlaması,<br />
- dalgınlık,<br />
- genel bitkinlik,<br />
- apati,<br />
- bazen kas kranpları,<br />
- cildde kiraz kırmızısı renk,<br />
- bilinç kaybı (% 50 CO-Hb oluşumunda),<br />
- Ölüm (% 60-70 CO-Hb oluşumunda)</p>
<p><strong>Kronik Sağlık Bozukluğu</strong><br />
Düşük miktarlarda uzun süre maruziyete bağlı zararları öncelikle merkezi sinir sistemi ve kalpte ortaya çıkar.Dar anlamda kronik karbon monoksit zehirlenmesi tartışmalıdır. Ne var ki, yinelenen, az miktarda, ancak uzun süreli maruziyetlerde, psikolojik ve sinirsel bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Akut zehirlenmelerinin bıraktığı sekeller de bunlara katılabilir.<br />
- Uyku, bellek bozuklukları, parkinsonizm,<br />
- görme ve konuşma bozuklukları,<br />
- kalpte aritmiler, miyokard zararları.</p>
<p>Özel Laboratuvar Testleri<br />
Kanda karboksihemoglobin (normalde kandaki Hbnin % 1i COHbdir, sigara içenlerde % 10a kadar saptanabilir, tolere edilebilen üst sınır: % 20, eksitus: % 60-70)<br />
Solunum (dışarı verilen) havasında karbon monoksit.</p>
<p><strong>İlk Yardım</strong><br />
- kazada yerinden uzaklaştırma, temiz havaya çıkarılmalıdır<br />
- suni solunum,<br />
- gerekirse entubasyon,<br />
- oksijen verilir<br />
- solunum ve dolaşıma yardımcı ilaçalr verilir,<br />
- hasta sıcak tutulmalıdır.<br />
Suni solunum ve gerekirse kalp masajı uzun süre yapılmalıdır.</p>
<p>Karbon monoksitle ilgili bazı teknik bilgiler:</p>
<p>Formülü : CO<br />
Rölatif Molekül ağırlığı : 28,1<br />
Kaynama noktası : -191,5C<br />
Ergime noktası; : -205°C<br />
Yoğunluk (0°C) : 1,25 g/It.<br />
Buhar yoğunluğu (hava = 1) : 0,97<br />
MAK değeri: 50 ppm (sm3/m3)= : 55 mg/m3</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sitesi.com/index.php/soba-zehirlenmesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
